Burun estetiği (Rinoplasti) ameliyat teknikleri; açık teknik mi? Kapalı teknik mi?

Çoğumuz burun estetiği ameliyatlarının nasıl yapıldığını merak etmişizdir. Biraz araştırdıktan sonra “burnu açarak veya burun içinden” olarak anılan farklı teknikler kullanıldığını duymuşuzdur. Burun estetiği ameliyatlarında temel olarak “açık teknik ve kapalı teknik” olmak üzere iki teknik kullanılmaktadır.

Bu teknikler, burun kemik ve kıkırdak iskeletine hangi yollarla ulaşıldığıyla ilgilidir. Bu teknikleri biraz açıklamaya, avantaj ve dezavantajlarına değinmeye ve bir blog yazısı olarak kendi kişisel düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım.

Her cerrahın kendisine göre burun ameliyatları hakkında bağlı olduğu temel bir felsefi düşünce, hareket noktası ve elde etmek istediği bir sonuç vardır.

Bir olguda suboptimal bir sonuç yeterli olabilirken, diğer bir olguda daha iyi bir sonuç hedeflenebilmektedir. Elbette hiçbir cerrah kötü bir sonuca varmak istemez.

Kapalı teknik, burun içinden her iki burun kanadı altından yapılan kesiler ile burun cildinin bir ekartör yardımı ile kaldırılarak burun kemik ve kıkırdak iskeletine ulaşımını içerir.

Özellikle 1960 yıllardan itibaren yoğunlukla kullanılmaya başlanmış ve halen pek çok cerrah tarafından da uygulanmaya devam etmektedir. Bence en büyük avantajı, ameliyat sonrası burun çevresindeki ödemin, açık teknikteki ödeme kıyasla, daha erken dönemde geçmesi ve burnun daha erken oturmasıdır. Ameliyat süresi de açık teknik rinoplastiye göre daha kısadır. Kanaatimce pek çok cerrah da ameliyat süresi daha kısa olduğundan ve erken dönemde daha inmiş bir burun ile hastasını buluşturmak istemesinden dolayı bu tekniği kullanmaktadır. Bununla birlikte, ameliyat sahasının hiçbir zaman bir bütün olarak tam olarak görülememesi – görüş kısıtlılığı, buna bağlı olarak burun deformitelerinin ameliyat içinde tam değerlendirilememesi ve düzeltici tekniklerin uygulama zorlukları ana dezavantajlarıdır.

Kapalı tekniğe kişisel bakışım, kısıtlı görüşte, kısıtlı sahada suboptimal sonuçlar yönündedir. Elbette, bu tekniği her ameliyatında harika bir şekilde uyguladıklarını söyleyen ve mükemmel sonuçlar elde ettiklerini belirten cerrahlar vardır, belki olabilir de, ancak benim için bunlar soru işaretidir.

Açık teknik rinoplasti ise burun alt ucundan yaklaşık yarım cm’lik küçük bir cilt kesisi ile cilt kaldırılarak, kemik ve kıkırdak iskeletin tamamen ortaya konması ile uygulanmaktadır. Bana göre sayısız avantajları mevcuttur. Direkt görüş altında burunun her bölümüne ve her alanına kolaylıkla ulaşılabilmekte ve istenilen her türlü ameliyat tekniği rahatlıkla yapılmaktadır. Yine bence en büyük avantajı, burun içi deformitelerinin daha iyi öğrenilmesi, anlaşılması ve çözüm yollarının daha kolay uygulanmasıdır. Cerrahi gelişime oldukça elverişli bir yöntemdir.

Dezavantajları ise, ameliyat sonrası burun ödeminin, kapalı rinoplastiye göre birkaç hafta daha geç dönemde inmesidir.

İnsizyon (kesi) izi ise 6 ay içinde kaybolmaktadır. Kanaatimce yüzlerce avantajı yanında bu dezavantajları, rahatlıkla ihmal edilebilir düzeydedir, merak etmeyin her burun mutlaka iniyor, inmeyen, oturmayan bir burun yoktur. Çok daha düzgün yapılabilme şansının yanında, biraz daha uzun dönemde ödemin yatışması, benim için çok anlamlı değildir. Bu karşıtlık, bilimsel toplantılarda cerrahlar arasında da oldukça tartışmalı bir konudur.

Bu durumu, ya bir anahtar deliğinden bakarak kapı arkasını anlamaya çalışmak, buna bağlı zihinsel gelişime ya da kapıyı açıp içeri girerek kapı arkasındaki her detaya vakıf olmaya ve bunun getirdiğini zihinsel gelişim durumuna benzetiyorum. Bana göre her zaman kapıyı açıp içeri girip olan biteni anlamak ona göre davranışlarımı belirlemek daha arzu ettiğim bir olaydır.

Her iki tekniğin de kuvvetli savunucuları vardır. Her cerrah kendisine göre, bilgisi, görgüsü, tecrübesi, vizyonu, hedefleri, tekniği ve felsefesi doğrultusunda bir tekniği seçmekte ve uygulamaktadır.

Bu tamamen kişisel bir yazı olduğu için, gönül rahatlığı ile kapalı tekniğe “hiç” inanmadığımı, tüm ameliyatlarımı “açık teknik” ile uyguladığımı belirtmeliyim.

PAYLAŞIN: